top of page

Yaşlı Amca’nın Ankara’dan Berlin’e Uzanan Hikayesini Bütün Hissiyatıyla Anlatan Albüm: “2002”

yaşlı amca 2002 albüm

"10 küsür senedir ilk defa ara verdim, bir 10 sene daha gider bu herhalde."

- Artun Özoğlu (IG)


Albüm Puanı: 7.5/10


Öne Çıkan Parçalar:

1. Bu Son

2. Hissettiklerim

3. Korkuyorum Aklımdan


Türk alternatif rock müzik sahnesinin son 10 yılına dönüp baktığımızda, kalıcı bir kimlik inşa etmeyi başarabilmiş çok az grup görürüz. Yaşlı Amca, hiç şüphesiz 2020'li yılların en değerli ve en üretken Türk rock gruplarından biri. Hayatımıza girdikleri 2017 çıkışlı Akşamüstü albümünden bu yana grup, resmen bu yolda bizimle beraber büyüdü. 2020 yılında kendi adlarını taşıyan o muazzam Yaşlı Amca albümüyle ikonik sound'larını mühürlerken, 2022'deki Keşke Herkes albümüyle olgunluk dönemlerinin ilk sinyallerini verdi.



4 yıllık uzun sayılabilecek bir aradan sonra, çok beklediğimiz yeni stüdyo albümleri 2002 ile ortamlara resmen dönüş yapmaları bizi inanılmaz mutlu ediyor. Gerçi bu 4 yılı da pek boş geçirmediler; arada yayınladıkları kusursuz Bostancı Gösteri Merkezi (Live 22') albümü ve fazlasıyla Duman vibe’ı aldığımız o nefis Seninle Olmak Var Ya cover’ı hala aklımızda. 2026'nın Haziran'ında ise One Take Acoustic formatında yayınladıkları 5 şarkılık EP ise grubu en doğal haliyle bize tekrar hatırlattı. Artun’un Radikal ve Mana gibi oldukça tatlı solo teklileri de playlist’lerimizi süsledi.



Grubun yeni albüme doğru uzanan bu serüveninde pek de “PR kasma derdine düşmeden” o her zamanki ekstra cool tavırlarını sürdürmeleri, özellikle her şeyin göz önünde yaşatılmaya zorlandığı 2026 yılı için son derece (hatta bir tık fazla bile) karizmatik bir duruş. Ancak ortada belirgin bir değişim ve geçiş dönemi olduğu da çok net. Son dönemlerde hem kapak tasarımlarında hem de kliplerde grubun gitgide yine bir “Artun Özoğlu solo projesine” evrildiğini hissediyoruz. Gerçi Özoğlu'nu oldukça uzun süredir grubun imajının tek yüzü olarak görmüyor da değildik tabii onu da es geçmemek lazım. E fazla yakışıklı bir adam sonuçta, bu sebeple mesela kemik hayran kitlesi hiç şikayetçi değildir. Yine de biz sadece o eski "oldschool band" fotolarını özlüyoruz işte.


Bununla birlikte, Can Aydınoğlu ise her zamanki gibi gitarlarda muazzam bir iş çıkarıp neden ülkemizin en underrated gitaristlerinden biri olduğunu yine ve yeniden dinleyiciye kanıtlıyor. Yaşlı Amca’nın ilk orijinal kadrosundan ve “Bode” grubundan da tanıdığımız Sarper Sonbay ise yeniden grubun gitarlarına yardım için burada. Ayrıca Baran Ökmen de birkaç parçada bas gitarlarda yer alıyor. Davulda ise Simge Pınar ve Can Kazaz albümlerinden hatırladığımız çok yönlü davulcu Mert Can Bilgin'i görüyoruz. Özoğlu’nun bu solo-vari imajında, Adamlar'ın Tolga Akdoğan etrafında şekillenen o “2026 sürümü Adamlar” evrimine benzer bir hissiyat sezmek mümkün. Hatta Yaşlı Amca’nın bu geçiş dönemindeki en büyük destekçilerinden birinin de bizzat Tolga Akdoğan olmasına bu sebeple hiç şaşırmamak gerek. Ayrıca Adamlar'la birçok defa çalışmış olan, sektördeki en özel ses mühendislerinden Emre Malikler de albümdeki çoğu şarkının mastering'ini yapmış.



Grup, Z jenerasyonu deyimiyle kelimenin tam anlamıyla yeni bir “era”ya geçiş yapıyor ve "2002" de işte tam anlamıyla bir “geçiş” albümü. Hatta daha da net konuşalım: Bu bir “göç” albümü. Artun ve değerli eşi Gülce Özoğlu'nun tatlı mı tatlı oğullarıyla birlikte Berlin'e taşınması, bu değişimin en büyük tetikleyicisi olmuş gibi görünüyor. Ezhel (ki o da Ankara’dan Berlin yaptı), Simge Pınar - Efe Demiral ikilisi ve Nilipek gibi alternatif müzisyenlerin Berlin'e uzanan göç serüvenine Özoğlu Ailesi de dahil olmuş ve sonuç olarak albümün ruhuna adeta buram buram bir “Alter Onkel” havası işlemiş (yarım saat düşünüp yaptığım mizah).


Öyle ki albümün kapağı dahi, o eski alıştığımız illüstrasyonlar yerine, direkt Artun'un kendisinin yer aldığı ve Kulturforum kompleksinin içindeki Berlin Filarmonisi'ne yakın bir noktada çekilmiş. Albümle beraber çıkan müzik klibi ise elbette yine Berlin’de çekilmiş, bu detay ise bizi tabii şaşırtmıyor.


yaşlı amca 2002 albüm

Peki, albümün adı neden 2002? Onca yıl dururken bu spesifik tarih muhtemelen dinleyicide de bir deepturkishweb misali “acının tatlı tebessümü” uyandırıyordur. Belki de bir dönemin kesin olarak kapanıp, çok uzun sürecek ve her şeyi değiştirecek o malum devrin başladığı; yani malum partinin iktidar olduğu yıl bu, gayet anlamlı. Üstelik ülkemizden göç etmiş ya da öyle hissetmiş herkes için “çok daha fazlasıyla” anlamlı.


Albümün bütününe baktığımızda ise 14 şarkılık epey cömert bir seçki görüyoruz. Ancak aralardaki demo hissi veren kısa süreli şarkılar ve maalesef doldurma (filler) gibi geçişler, bir tık törpülenmiş olsa, albümün vuruculuğu çok daha keskin olabilirdi diye düşünüyoruz. Hatta albümü her dinlediğimizde böyle hissettik maalesef. Özellikle son 4 şarkı (ki bunlar albümden çok daha önce çıkan eski single'lar) sound olarak daha alıştığımız o Yaşlı Amca alternatif rock’ı sularında yüzüyor ve sanki diğer bütünden bir tık ayrı bir EP’ymiş gibi hissiyat veriyor. Bu durum, albümün ikinci yarısını, ilk yarısından net bir şekilde daha güçlü kılmış; ancak dediğimiz gibi, şarkı sayısı bir tık fazla kaçmış gibi. Her şeye rağmen, 2026 gibi canlı enstrüman müziğinin neredeyse ölüm döşeğinde olduğu bir yılda, Yaşlı Amca'nın (tıpkı daha önce bizim de kaleme aldığımız Adamlar ve Deniz Tekin'in son albümlerinde şahit olduğumuz gibi) cayır cayır rock yapmaya devam etmesi, bizim için her türlü takdirin üzerinde. İyi ki varsınız.


Albümün açılışını yapan Bilmiyor, aslında sözleriyle çok daha devasa, çok daha başka yerlere gidebilecek potansiyelde bir şarkı: "Olmamış aşkın meyvesi yabancıdır. Bak bana, izle beni, düşün biraz, haklıyım." sözleri mesela muazzam bir derinlik barındırıyor. Ancak nakaratın iki defa art arda tek sefer söylenerek bitirilmesi ve kayıttaki o hafif boğukluk, şarkıya maalesef o bahsettiğimiz demo hissiyatını vermiş gibi. Ardından gelen Darılsam, kaliteli gitar arpejleriyle kulakta çok tatlı tınlıyor. Ancak özellikle vokale uygulanan efektler, dinleyiciyi parçanın ruhundan biraz mesafeli tutuyor ve ilk şarkıdaki yarım kalmışlık, ne yazık ki burada da devam ediyor.



Albümün çıktığı gün kendi müzik klibiyle yayınlanan Hissettiklerim, albümü aniden ayağa kaldıran işlerden oluyor. Berlin'de çekilen “drunk” temalı klibi ve kullanılan tane tane gitar riff’leriyle bir Why'd You Only Call Me When You're High? vibe'ı hissetmemeniz mümkün değil. Bu da parçanın en tatlı özelliği kesinlikle. Klibin yönetmenliğini ise Nilipek'in yine Berlin Neukölln'de çektiği Sırf Kırabilmek İçin klibinden bildiğimiz yönetmen ve stand-up komedyeni Tuğçe Kep üstlenmiş. Üstelik, "Anksiyete kılıklı, sözleri bıyıklı, artık sen ben misin?" diye başlayan o enfes bridge kısmı ise grubun diskografisi için oldukça cesur ve başarılı bir deneme. Fırtınayt havası aldık resmen birdenbire. Özetle bu parça, hiç sıkılmadan tekrar tekrar başa sarılabilecek kalitede oldukça özel bir iş olmuş. Loop’a alındı.


Korkuyorum Aklımdan ise az sözle çok şey anlatan, inanılmaz cool bir eser. Buradaki “grungy” gitarlar insanı fazlasıyla moda sokan cinsten ve Yaşlı Amca'nın o (özlediğimiz) ilk dönemlerine nefis bir saygı duruşu niteliğinde. Hatta ilk albümün açılış şarkısı olan "Her Şey Sen" ile bu anlamda hoş bir benzerliği de var gibi. Adamlar’ın "Mezara Kadar"’ının o albümde yarattığı derin ve sert punk etkiye benzer, sarsıcı bir etki bırakıyor bu şarkı.



Albümü dinleyen belki de herkesin tamamını şoke edecek bir deneme olan Lazım Heceler ise, Yaşlı Amca'nın cesaretine hayran bıraktıran bir Alaturka/Arabesk etkili indie-folk denemesi. Parçanın aranjesini ise tamamen Özoğlu yapmış. Şarkının melodik yapısı, Batı müziği gamlarındansa açıkça Türk müziği makamlarına göz kırpıyor. Ud-vari sesler, darbuka ve buram buram “Turkish vibez only”... Ortada çok özel ve sarsıcı bir depresiflik var, bolca da nağme. Belki de ülkeye özlem. Hele ki o "Aşk vardı, hiç olmadığı kadar yandı, yandı yine de kaldı." sözü, kesinlikle kalplerimize dokunuyor.




Hemen ardından gelen Kaç Gün Sahi, Lazım Heceler’den hemen sonra devreye girip o Alaturka/Arabesk indie-folk deneyiminin resmen ikinci perdesini aralıyor. Bir önceki şarkının devamı niteliğindeki bol nağmeli yapısının yanında, akustik gitarların kalitesi ve çoklu vokallerin yarattığı muazzam Elliott Smith-vari harmoni, parçaya derin ve melankolik bir sound katıyor.


Bu Son, bize göre grubun tüm diskografisindeki en özel işlerinden biri olmuş. 2024 yılında çıktığı günden beri enerjisi ve duygusuyla albümün bütününde bambaşka, apayrı bir yerde duruyor. Şarkının iki ayrı bölüme ayrılması ayrı bir lezzet katarken, enstrümanlardaki ince işçilik gerektiren yerler ise gerçekten dinleyiciye o kırılganlığı tamamen veriyor. Özellikle ikinci bölüm girmeden hemen önceki o Buckley-vari falsetto vokaller resmen muazzam. Canlı performansının da ne kadar kaliteli olduğunu merak edenler için Headliner okurlarını bu sefer Headliner kamerasına yani aşağıdaki videoya yönlendirebiliriz.




19 Temmuz 2024'te çıktığı için bu albümün unofficial ilk single'ı olan İleri ise iki yıl önce hayatımıza girdikten beri kendini defalarca dinleten bir parça olmuştu. Şarkının başındaki o enfes gitar arpejleri çok güçlü bir zemin hazırlıyor. Hele o sözlerdeki; "Bana bir daha git büyüdüğün yerden de, gidemem galiba, gidemem aniden, ileri..." isyanı, dinleyiciyi ayrıca bir vuruyor. Grubun şu anki lokasyonu göz önünde alındığında daha da vuruyor.


Albümün kapanış şarkısı Devam, her şeyin finaline yakışır acayip bir kapanışa sahip. Grup sound'unun ne kadar yerine oturduğunun, ne kadar rafine bir hal aldığının en net kanıtlarından biri. Nakaratında içinizden geldiği gibi "boooooşverrrrrrr" diye bağırtan ve bu geçiş dönemini kapatıp yeni dönemi sağlam bir şekilde “başlatan” bir iş oluyor. Evet her son, bir başlangıçtır.



Özoğlu’nun albüm hakkında söylediklerine baktığımızda ise kendisi, bunun esasen bir konsept albüm olduğunu açıklıyor. 2002 yılındaki bir çocuğun kronolojik sırayla Türkiye’de geçirdiği zamanları; yani çocuğun ilk önce ergenliği, sonra gençlik yılları ve en nihayetinde ise yetişkinliğini konu alıyor bu albüm. Daha sonra ise o adam, ülkesini geride bırakmak durumunda kalıp başka diyarlara göç ediyor...


2002, grubun diskografisinde özellikle duygusal anlamda önemli bir yere sahip olan bir eser. Artun Özoğlu’nun liderliğindeki Yaşlı Amca’nın artık Berlin’de olup tamamen yeni bir döneme geçişi ve o hissiyatı ise olabildiğince özenli bir şekilde dinleyicisine aktarması ile bu kayıt, tam bir “göç albümü”. Bolca deneyler ve bolca farklılıklar var bu kayıtta, hem kaybolmalar hem kendini bulmalar var. “Keşke daha az ve öz şarkı olsaymış” dedirtse de grubun yeni kimliğine uyum sürecinde farklı tarzdaki cesur denemeleri görmek ise elbette sevindirici.


Hissettiklerim’in müzik klibinin altındaki yorumda grup şöyle yazmıştı: "Biraz ara vermiştik. Artık geri döndük, biz de çok duramadık, çok özledik." İşte biz de seni gerçekten çok özlemişiz be Yaşlı Amca, o yeni topraklardaki yeni döneminde nice albümlere, nice başarılara…

Yorumlar


bottom of page